Katharsis Kavramı Bağlamında Demon Slayer Anime İncelemesi

 Katharsis Kavramı Bağlamında Demon Slayer Anime İncelemesi

Betül Ulukulu Sönmez | 25.01.2022


Demon Slayer ya da Japonca orijinal ismi ile Kimetsu no Yaiba (İblis Yok Eden Kılıç) Koyoharu Gotoge tarafından ilk kez 2016 yılında yayınlanmış ve 2020 yılında tamamlanmış bir manga serisidir. Bir anime olarak seyircilerle buluşması ise 2019 yılına tekabül eder. Tür olarak macera, karanlık fantezi ve dövüş mangası olarak tasnif edilebilir. Hikâye insanlık ve insan yiyen iblislerin bir arada yaşadığı ancak insanlığın iblis keserler sayesinde bu iblislerden bihaber yaşamaya devam ettiği bir evrende geçmektedir. Bu sırada insanlık için iblisler dillerde dolaşan kuvvetli bir efsaneden ibadettir. İblis keser denilen savaşçılar ise, iblis keserlerin başı olan Hashira tarafından görevlendirilen, iblislerden haberdar olan, intikam peşinde kendilerini iblislerle savaşmaya ve insanları korumaya adayan insanlardır. İblis keserler uzun seneler eğitim aldıktan sonra zorlu sınavları geçerek iblis keser olmaya hak kazanırlar. Ayrıca kendi içlerinde de seviyelere sahiptirler. Eğitimini tamamlamış ve sınavlardan başarıyla geçmiş savaşçılar ilk ve en alt rütbeye sahip olur. İblislerle savaştıkça artan bir rütbe söz konusudur. +16 yaş olan bu anime, ilk çocukluk ve çocukluk dönemine uygun olmamakla birlikte, çocukluğu 18 olarak kabul ettiğimizde kendisine bir yer bulmaktadır. Özellikle dövüş illüstrasyonları 16 yaş sonrasının ilgisini çekmekte ve karakter tiplemeleri de ergen okurluk dönemine hizmet etmektedir.

 

İblisler, anlatıda bir baş iblis tarafından insanlardan dönüştürülerek ortaya çıkarlar. İblise dönüşen insanlar, insanlıklarına dair her şeyi unutur, kendi ailelerini, sevdiklerini yiyerek öldürebilen cani varlıklara dönüşür. Kanla beslenirler ve yalnızca özel demirlerle dövülmüş bir iblis keser kılıcıyla başlarının kesilmesi suretiyle ya da güneş ışığıyla öldürülebilir. Bu yazıda ise Demon Slayer animesini sıra dışı bir bakış okumayla katharsis kavramıyla birlikte düşünmeye ve kavramın ergenlik süreciyle olan bağlantısına dikkat çekmeye çalışılacaktır.

 

Manganın baş kahramanları Tanjiro ve onun kız kardeşi olan Nezuko’dur. Tanjiro’nun vefat eden babası zamanında bir iblis keser olduğu için Tanjiro ve ailesi için iblisler bir efsaneden çok bir korku unsuru hâlindedir. Ve korktukları gibi de olur, Tanjiro’nun evden ayrıldığı gece bir iblis tüm ailesini öldürür. Tanjiro köyüne geri geldiğinde tüm ailesinin öldüğünü ancak kız kardeşi Nezuko’nun hâlâ nefes aldığını görür ve onu kurtarmak için yola çıkar. Yolda kardeşinin bir iblise dönüştüğünü fark eder, Nezuko kendi kardeşini yemeye çalışırken Tanjiro kardeşini dizginlemeye çalışır ve işe de yarar. Nezuko kendine hâkim olarak kardeşini tanır ve onun yanında yolculuğuna devam eder. Başka iblisler ve iblis keserler ile karşılaştıkça ortaya çıkar ki aslında Nezuko gibi bir davranış sergileyen, kanla beslenmeyen bir başka iblis daha yoktur. Nezuko kendi içerisindeki iyi ve kötüyü görüp iyiyi tercih etmiş, içindeki iyilik yine içindeki kötülüğü yenmiştir. Hatta bir iblis keser olan kardeşiyle birlikte artık kendi türü olan iblislerle savaşır. Nezuko insani duygular gösteren bir iblis olarak korunmakta ve tekrar tamamen insan olmaya dönmeye çalışan bir iblistir. 

 

Tanjiro, kendi kardeşinin böyle bir irade sergilediğini gördükten sonra karşılaştığı tüm iblislerin insani yönlerini ortaya çıkarmaya çabalar ve hem kendi kardeşinin bir gün tekrar insan olabileceğine hem de diğer iblislerin insanlığa dönebileceklerine inanır. Bu insani yönler genellikle iblisler ölmek üzereyken anlatıda bir arınma olarak temsil edilirler. İblisler ölümle baş başa kaldıklarında kendi kendilerine bir tür katharsis yaşamaya başladığını görürüz. Şimdiye kadar öldürdükleri insanları, nasıl iblise dönüştüklerini ve eski yaşamlarını hatırlamaya başlarlar. İblislerin de rütbesine göre öldürülmesi zorlaşır ve bu katharsis süreci daha uzun sürmeye başlar. Daha çok insan öldüren iblisler daha güçlü iblisler hâline gelirler. Öldürülen insanlar çoğaldıkça insanlıktan daha çok uzaklaşılır ve arınma süreci de uzar. Bu açıdan düşünüldüğünde Demon Slayer arınma(katharsis), dönüşüm ve değişim, irade kavramları bağlamında incelenebilir. Ancak bu yazıda eser ağırlıklı olarak katharsis kavramı üzerinden değerlendirilmeye çalışılacaktır.

 

Katharsis (Κ?θαρσις) Yunanca kökenli bir sözcük olup arınma anlamına gelmektedir ve Aristoteles’in Poetika adlı eserinde sözü edilmektedir. Bu arınmayla kastedilen ruhun özgürlüğüne kavuşmasıdır. En nihayetinde ruhsal bir değişim, dönüşüm sürecidir. Anlatıda da öldürülen iblislerin ölüm sürecinde bir arınma yaşadıklarını belirtmiştim. Bu arınma bir tür kötüden arınma, öze dönme olarak düşünülebilir. Benliklerindeki iyiliği geride bırakmış ve iradesinden bağımsızlaşmış iblisler, iblis yaşamları boyunca herhangi bir ahlaki değer gözetmeksizin yaşar ve bunun pişmanlığını çekmezler. Ancak ölüm süreçlerinde görürüz ki iblisler, iblis olmadan önceki son anlarını hatırlamaya başlarlar ve daha sonrasında yaptığı tüm kötülük, ahlak ve etik kodlara aykırılıkları bağlamında gözlerinin önünden geçer. Hepsi için çok pişmandırlar ve derin bir hüzün hâli görürüz son ifadelerinde. Bu süreci çocukların ergenlik dönemine geçiş ve ergenlikten çıkış süreci gibi de görebiliriz aynı zamanda. Ergenlik sürecinde de benzer bir şekilde irade, gerçekleştirilmesi güç bir hâl olarak deneyimlenir. Ergen bireylerde aslında zarar vermek, kırmak istemedikleri kişilere karşı bir pişmanlık söz konusu olur. Mangaların ergen yaş grubu için üretilmiş ayrı bir türü olduğu düşünüldüğünde, anlatıda iblislerin ölüm sürecini de bir değişim, bir büyüme göstergesi olarak algılayabiliriz.

 

İblis Keser’in 1. Sezon 11, 12 ve 13. bölümlerinde Tanjiro ve arkadaşı Tzusumi Malikanesinin efendisi olan Kyogai adlı iblisi öldürmek için yola çıkarlar. İblis malikanenin içerisinde avlarını vücuduna birleşik olan ve her biri ayrı komutlara sahip üç ayrı tsuzumi davuluyla avlar. Davulları çaldıkça avlarını daha da çaresiz bırakacak şekilde odaların yönünü değiştirebilir ya da tek bir davul darbesiyle avlarına pençe savurabilir. Böyle gelişmiş bir yetenek tüm iblislerde mevcut değildir. Yeterince insan öldürüp bir rütbe kazanmış olan iblisler bu tür iblis kanı yeteneklerine sahip olabilirler. Tanjiro’nun malikanenin efendisi olan iblisi ilk görüşünde üstün koku yeteneğiyle aldığı kokudan da bu iblisin çok fazla insan öldürdüğü anlaşılıyor. Malikanenin iblisi marechi kanı adı verilen özel bir kana sahip olan insanları avlayıp yemektedir. Marechi kanına sahip olan tek bir insan elli insana tekabül etmektedir. İblisin marechi kanı kovalamasının sebebi tekrardan ne kadar fazla insan yediğiyle alakalı baş iblisin takdirini kazanıp 12 Kizuki iblisinden biri olmaktır. Bölüm boyunca malikanenin koridorlarında dolanıp çaresiz ve üzgün bir şekilde marechi kanına sahip olan ve malikanede saklanmayı başaran bir çocuğu aramakta ve aynı zamanda iblis keserlerle savaş hâline devam etmektedir.

 

Kyogai ve Tanjiro’nun dövüşleri sırasında Tanjiro iblise dövüşmekten vazgeçmeyeceğini söylediğinde Kyogai’nin insan olduğu zamanlardan bir hatırayla karşılaşırız. Bu hatırada Kyogai’nin önceden yazı yazmakla ilgili olduğunu ve günlerini güzel yazılar yazmakla geçirdiğini ancak babasının acımasız eleştirilerine maruz kaldıktan sonra bu uğraşından vazgeçtiğini görürüz. Tanjiro’yla dövüşleri sırasında Tanjiro’nun etrafa saçılan bu yazılara çok dikkatli davranıp üzerlerine basmaktan kaçındığını gören iblis çok şaşırır. Ancak kafası kopana kadar bunun anlamını düşünüp duygulanmaya başlamaz, ne zaman ki Tanjiro odaklanıp iblisi öldürmeyi başarır işte o zaman katharsis süreci başlar. İblis Kyogai ölmek üzereyken zamanında hiç takdir edilmemiş olmaktan dolayı yaşadığı üzüntüsünün en derin noktasına gelir. Yaşamı boyunca takdir edilmeyen tzusumi ve yazı yeteneği, Tanjiro tarafından ilk defa takdir edilmiş ve önemsenmişti. Tüm bunları düşünerek, hayatının asıl amacına ulaşmışçasına belki biraz huzur ve göz yaşları içerisinde küle dönüşür.

 

Sonuç olarak, bu animenin izleyicide katharsis etkisi yarattığı teorimizi geçerli kabul edersek, seyircinin bu eseri deneyimledikten sonra belli bir dönüşüm geçirmesi gerektiğini de kabul etmemiz gerekir. Anlatının dönüştürücü etkisi “anime” olarak tasarlanmış olmasıyla da yakından alakalıdır. Zira bu durum çizimlerin ortaya çıkardığı karakterlerle seyircinin kendini eşlemesini ve karakterlerin serüvenlerinde kendisinin de onlara eşlik ettiğini düşünmesini kolaylaştırır. Ayrıca kitlesine hitap etmek noktasında Demon Slayer’ın vahşi, macera dolu, hikâye bakımından derin ve zengin olması gibi özelliklerinin de ilk gençlik dönemini kendisine çekmede ve odakta tutmada etkili olduğunu düşünmekteyim. Nihayetinde çocukluk uzun bir dönemi kapsamaktadır ve bu eserde çocukluk döneminin sonundan, yani karanlık bir yerden başlayan ama sanatın ruhlarımız üzerindeki arındırıcı, değiştirici ve dönüştürücü etkisiyle devam eden bir süreci de izlemekteyiz.

 

 

Kaynakça

Gotoge, Koyoharu. (Yön.) Demon Slayer (İblis Keser). Tokyo: Ufotable, 2019.


İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Çocuk Yazını'na aittir.