Edebi Ürünlerin Varlığı Bağlamında Çocuk Edebiyatının Psikolojik ve Bilişsel Gelişime Etkisi

Meryem Ayluçtarhan | 05.07.2020


"Edebiyat, hayatı yansıtan ve düzenleyen, insanlara deneyimlerini şekillendirme gücü veren bir ifade sanatıdır. Çocukların öğrendiği maddi gerçekliklerin yanında duyguları anlamak ve içsel problemlere çözüm bulmayı öğretmek onların dünyasında edebiyatı var etmek ile mümkün olur. Yetişkinler için hazırlanmış olan edebi ürünlerin basite indirgenmiş şeklinin çocuklara sunulması onlardan ‘mini-yetişkin’ olmalarını beklemekten başka bir şey değildir."

 

 

Medeniyetlerin kuruluşundan daha eskiye dayanan sözlü kültürün bir ürünü olan edebiyat, insanların her zaman başka bir dünyanın da var olabileceğine dayanan inancını destekler. Hikâyelerin ve masalların insanı iyileştirici yönü tarihi Antik Yunan’a dayanan ve günümüze kadar gelen bibliyoterapi çalışmalarıyla ortaya koyulmuştur. Bibliyoterapinin temelinde doğru kişiyi doğru zamanda doğru kitapla tanıştırmak yer alır (Öner 135). Etimolojik olarak iki ayrı kelimeden oluşan bibliyoterapi, Yunanca kitap anlamına gelen ‘biblus’; psikolojik destek anlamındaki İngilizce kökenli ‘theraphy’ kelimelerinden oluşur. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, bireylerin problem ve sorunları karşısında kitapların ve bilginin kullanılması olarak tanımlanır.

 

Bu bilgiler ışığında edebiyatın varlığının kişinin gelişiminde ve iyi oluşunda büyük bir etkisi olduğunu söylemek mümkündür. Ancak edebiyatın varlığı küçük yaşlardan itibaren kitaplara aşinalık kazanmış bireylerle sürdürülebilir. Dolayısıyla yetiştirilen her çocuğun edebi ürünleri tanımaya ve anlamaya ihtiyacı vardır. Prof .Dr. Mübeccel Gönen editörlüğünde Arzu İpek Yükselen, Ebru Deretarla Gül, Tanju Aslışen, Esra Bediz, Firdevs Burçak, Şule Tepetaş Cengiz, Hakan Dedeoğlu, Hatice Uysal, Mefharet Veziroğlu, Refika Olgan, Serpil Ural, Sonnur Işıtan ve Zeynep Bassa gibi isimlerin bir araya gelerek kaleme aldıkları Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı isimli çalışma bu doğrultuda, çocuk edebiyatının ehemmiyetini ortaya koymak adına 2019 yılında yayımlanır.

 

Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı, yaklaşık on dört bölümden oluşmakta ve çocukların ilk dönemlerinden itibaren ilkokul çağına kadar edebi ürünlerle karşılaşma serüvenlerini okuyucuya sunmaktadır. Bu bölümlerin her birinde yazarlar konularını ayırmış ve alanlarındaki bilgileri paylaşmışlardır. Konu şu başlıklar altında incelenmiştir: “Çocuk Edebiyatının Genel Hedefleri”, “Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Döneminde Okul Öncesi Çocuk Edebiyatı”, “ Okul Öncesi Çocuk Kitaplarının Tanımı”, “Yaş Gruplarına Göre Çocuk Kitapları”, “0-3 Yaş Dönemi Kitapları”, “Edebi Türler Açısından Çocuk Edebiyatı”, “Çocuk Kitaplarında Engelli Kavramı”, “Çocuk Kitaplarında Resimleme”, “Elektronik Çocuk Kitapları”, “Öykü Kitabı ve Farklı Yöntemler Kullanılarak Öykü Anlatma Yöntemleri”, “Kitap Okuma Modelleri ve Öykü Sonrası Etkinlikler”, “Storyline Yöntemi”, “ İlkokullarda Çocuk Kitapları ve Dergileri” ve “Okul Öncesi Çocuklara Okuma Alışkanlığı Kazandırma”.

 

 

Her çocuğun kendine ait bir edebi dünyasının olması mümkün ve pek tabii gereklidir. Bu dünyanın varlığı çocuk için dil gelişimi ve hayal gücü sınırlarının zorlanmasının yanı sıra problem çözme, olayları anlama ve anlamlandırma adına önemlidir. Bir diğer taraftansa okuyan bireylerin daha sağlıklı kaldığı ve zor durumlarla baş edebilme yetilerinin arttığı psikolojik anlamda ortaya koyulmuştur. Bu noktada, bu yazıda “Çocuk Edebiyatının içinde çocuğu var etmek ve ona okumayı öğretmek adına neler yapılabilir?”; “Edebiyat ürünlerinin çocuklara kattığı anlam nedir?” soruları çerçevesinde Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı kitabını inceleyeceğim.

 

Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı

Edebiyat, hayatı yansıtan ve düzenleyen, insanlara deneyimlerini şekillendirme gücü veren bir ifade sanatıdır. Çocukların öğrendiği maddi gerçekliklerin yanında duyguları anlamak ve içsel problemlere çözüm bulmayı öğretmek onların dünyasında edebiyatı var etmek ile mümkün olur. Yetişkinler için hazırlanmış olan edebi ürünlerin basite indirgenmiş şeklinin çocuklara sunulması onlardan ‘mini-yetişkin’ olmalarını beklemekten başka bir şey değildir. Gönen ve Veziroğlu bu konuya özellikle psikolojik yönden değinerek, çocukluk döneminin sadece hızlı bir büyüme aşamasını beklediğimiz süreç olmadığını aksine yetişkinlik döneminin geçirilen çocuklukla yapılandığını ifade etmişlerdir. Bu noktada çocuk edebiyatının, çocukların duygu dünyalarını anlamlandırabilecek nitelikte olması gerektiğinin altını çizerler.

 

Çocuğun yaş ortalamasına göre anlayabileceği somut ifadelerin aynı zamanda görsellerle desteklenmesi ve olay örgüsünün kavranabilecek uzunlukta sağlanması bu tür için elzemdir. Çocuk edebiyatının aslında yeni bir tür olduğunun altını çizen Gönen ve Veziroğlu, 19. yüzyıl itibariyle çocukların dünyayı algılama şekillerinin benzersizliğine, yetkinlik ve ihtiyaçlarının farklı olduğu görüşüne ilişkin fikirlerin başlamasıyla çocuk edebiyatının ortaya çıktığına değinirler. 21.yüzyıla kadar belirsiz kalan bu süreç sonrasında ancak çocukların dünyayı tanımasına olanak sağlayacak eserler ortaya koyulmuştur.  Jean Piaget (1896-1980) ise çocukların yetişkinlerin küçük bir kopyası olmadığını ve mental yapılarının farklı olduğunu belirtmiştir (Aktaran Gönen ve diğer 3). Bu bağlamda çocuk edebiyatının yeniden tanımı yapıldığında, çocuğun ilgi ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayan fakat her şeyden önce zevkle okuduğu, eğitsel amaçlar da taşıyan edebiyat ürünlerinin tümüne çocuk edebiyatı denilebilir.

 

Çocukların edebiyatla tanışmadan önce kitaplardan zevk almalarını sağlayan etkinlikler yapmak çocuğa yol göstericidir. Doğru bir tanışma ve tanıtma çocuğun ileriki yıllardaki okuma düzeyini etkileyen bir değişkendir. Bunu bisiklete binme metaforu üzerinden anlatan Gönen, öğrenme sonrası zevk ve haz noktalarının artacağını dile getirmiştir. Bu süreçteyse psikolojik anlamda bir şeyi söyleyerek yaptırmak yerine davranışta model olmak etkili olacaktır. Ebeveynleri kitapla ilgili olan çocukların hiç şüphesiz kitaba olan ilgileri artar. Buna model alarak öğrenme denilir. Aynı zamanda bu süreçte çocuğa sesli kitap okumak onların daha sonraki okuma becerilerine yönelik geliştirdikleri tutum ve okumayı öğrenmedeki başarılarıyla güçlü bir ilişkiye sahiptir ki çalışmada çocuğun doğumundan itibaren bu konuya önem verilmesi gerektiğinin altı çizilmiştir. İnsan, dünyaya geldiği andan yetişkinliğine kadar her geçen gün öğrenen bir varlıktır fakat her çocuğun kendine özgü bir öğrenme kapasitesinin olduğu unutulmamalıdır. Her çocuk farklı düzeyde ve hızda mesafe alacaktır.

 

 

Öğrenme aşamasının ardından çocuğun edebi ürünlerle iç içe olması onun dil gelişimine, problemi anlama ve çözme yetisine, düşünülmeyeni düşünmesine olanak sağladığı kadar akademik başarısını da olumlu yönde etkilemektedir. Bu özelliklerin geliştirilmesinde çocuk yazınının dikkat edilmesi gereken noktaları bulunur. Her kitap çocuk yazını niteliği taşımaz. Çocuk edebiyatı hayal gücünü desteklemeli, görsel ve bilişsel yönden çocuğun algılarına hitap etmelidir.  Gönen ve diğerlerine göre, iyi bir yazın çocukların ilgi ve merakını uyandırarak çocukların ıraksal düşünme becerilerini geliştirirken, bunun yanında hem gerçek hem de hayali kişilere ilişkin hikâyeler çocukların hayatta bir takım engellerin üstesinden gelmelerini, farklı bakış açılarını kabul etmelerini ve kendilerine kişisel hedefler koymalarını sağlamalıdır (7). Edebiyatın içinde taşıdığı bu özelliklerin çocuk tarafından kavranması da ebeveynlerin ve öğretmenlerin dikkat etmesi gerektiği noktalardır. Anlama ve kavramaya dair çocuğa metinle ilgili sorular sormak, ona fark etmediklerini düşündürmek ve çocuğun sorularına açıklayıcı cevaplar vermek hem ebeveyn-çocuk ilişkisini güçlendirir hem de sosyalleşme sağlar. Çocuk kendisini hikâyelerle tekrar anlatabilme ve edebiyattan destek alarak zihnindeki dünyasını genişletme olanağı bulur.

 

Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Döneminde Okul Öncesi Çocuk Edebiyatı

Çocuk edebiyatını anlamak adına Gönen ve diğerleri kitapta tarihi bilgilere ve geçmişten günümüze değişen kitap içeriklerine de değinmişlerdir. Bu durum çocuk edebiyatının muhteviyatında ve şeklinde ne gibi benzerlik ve farklılıklar olduğunu görmek adına önemlidir. Milli çocuk edebiyatı geçmişimiz aslında 18. yüzyılın başlarına kadar uzanır. İlk örneklerde çoğunlukla çocuklara nasıl davranmaları gerektiği konusunda bilgi ve ahlak dersleri veren kitapların varlığından söz etmek mümkündür. Nabi’nin oğluna 1702’de öğüt vermek üzere yazdığı Hayriye adlı eseri bu bağlamda örnek olarak gösterilebilir. 19. yüzyılda ise Jules Verne gibi isimlerin roman çevirileriyle dünya çocuk edebiyatının önemli eserlerine yer verilmiştir.

 

1839’da Tanzimat’ın ilanıyla çocuk edebiyatına ilgi artmıştır. Recaizade Mahmut Ekrem, Şinasi gibi yazarlar çocuk edebiyatına katkıda bulunmuş, sade ve yalın bir dille çocuklar için eserler üretmişlerdir. 20. yüzyılda eser ve hikâyelerin sayısıysa oldukça artmış ve yıllar içinde gelişim göstermiştir. 1960’dan sonra çocuğa yönelik şiir, roman ve öykü kitapları sayısında artış görülür. Yayınevleri artık çocuk kitaplarına önem verirler. Türk Dil Kurumu (TDK), Kültür Bakanlığı, Doğan Kardeş Yayınları yarışmalar düzenlerler. Ancak 1979 yılının UNESCO tarafından “Dünya Çocuk Yılı” ilan edilmesi bu dönemde, bu alandaki çalışmaların hızlı bir artış göstermesine sebep olmuştur.

 

Kitapta verilen bu bilgiler ışığında tarihsel olarak okuma ve yazma oranı değerlendirildiğinde, 1839’da Tanzimat’ın ilanıyla beraber dini okulların yanında, yeni ve orta öğrenimlerin başlamış olması ve derslerde edebiyatın işlenmesi çocuk edebiyatı alanında artışa sebep olmuştur. Fakat diğer bir önemli noktaya değinen Gönen, UNECSO tarafından yapılan araştırma verilerinin altını çizmiş dünyada şuan bir milyar kişinin hâlâ çok basit bir yazıyı okuyamayacak düzeyde olduğunu ve bu sayının iki milyarın üzerine çıkacağını belirtmiştir.

 

Diğer yandan ise “Uluslararası Yetişkin Okuryazarlık Araştırması Raporu”na göre (1997 ABD), ülkedeki çocukların neredeyse yarısı bulunduğu sınıf düzeyinde okuyamamakta; yetişkinlerin hemen hemen yarısı da günlük okumalarda ve dilekçe yazımlarında zorlanmaktadır (16). Verilen bu bilgiler, yeni kuşakların okuma ve yazma konusundaki becerilerinin geliştirilmesi ve daha fazla desteklenmesi gerektiğini göstermektedir. Aynı zamanda rapora göre, eğitim okuryazarlığı uzun süre garantilemez. Minimal okuryazarlığı olan Amerikalıların dörtte biri lise mezunudur. Bu istatistikler, okuma reformuna ihtiyaç duyulduğunun bir diğer önemli kanıtıdır (17). Ülkemizdeyse aynı şekilde okuryazar insan sayısının düşüklüğünün sebebi, eğitim sistemindeki sorunlar, boş zamanların televizyonla değerlendirilmesi, ekonomik problemler gibi maddelerle açıklanabilir. Bir diğer yandaysa halk ve çocuk kütüphanelerinin yetersizliği söz konusudur.

 

Sonuç olarak kitapta çocuk edebiyatının tarihi gelişimine yer verilmesi, konuya ilişkin farkındalık oluşturmak adına önemlidir. Günümüzde hâlâ gelişmekte olan çocuk edebiyatı istenilen niteliğe gün geçtikçe yaklaşmaktadır. Bu bağlamda Gönen’in sunduğu öneri çocuk edebiyatı ürünlerinin resimli olması gerektiğidir. Gönen, resim ve yazıya eşdeğer şekilde önem verilmesi gerektiğinin altı çizer.

 

Edebi Türlerin Çocuğun Bilişsel ve Psikolojik Gelişimi Üzerindeki Etkisi

Yaşamın ilk üç yılı zihinsel gelişim için oldukça önemlidir. Kitapta değinilen bir diğer önemli konu da yaş gruplandırmalarına göre konu ve şekil bakımından doğru edebiyat türlerinin kullanılmasıdır. Örneğin; 0-3 yaş grubunda masal türünün önemi oldukça büyüktür. Ancak masalın anlaşılması, çocuğu etkilemesi ve merak uyandırması gerekmektedir. Bu bağlamda anne ve babaların depresyonda olmaları üzerine bir araştırma yapılmış ve depresyondaki ebeveynlerin çocuklarının kitapları kapatma ve itme davranışında bulundukları gözlemlenmiştir.

 

 

Bir çocuğun ilk defa karşılaştığı edebi tür masallardır. Masallar dilden dile, zaman aşımına uğrayarak, toplumun inanç ve kültürüne bağlı olarak şekillenen anlatılardır. Masallar, başlangıçlarındaki tekerlemeler, hayali bir dünyanın varlığı, olağan üstü karakterler gibi çocuklara heyecan verici özellikler taşır. Masalı anlatma veya okumanın çocukların dil gelişimine etkisi kaçınılmazdır. Otuz yılı aşkın süredir yapılan araştırmalarda sesli okumanın çocukların kelime bilgisini, problem çözme becerilerini, gramer ve dilin özelliklerine ilişkin bilgilerini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır (Gönen 79). Çocuklarda gözlenen davranışlardan bir diğeri ise bazen anne ve babasına sık sık aynı kitabı okutmak istemesidir. Bu süreçte çocuk atlanan herhangi bir cümleyi bile fark eder. Dinlemeyi ve anlamayı bununla beraber ezberlemeyi de öğrenmiş olur. Masallar birer sebep ve sonuç ilişkisine bağlıdır. Bu minvalde çocuklar hayatlarında meydana gelen olayların sebep ve sonuçlarını anlamlandırma yeteneği ve içgörü kazanırlar. Masaldan sonra çocukla masal üzerine konuşmak çocuğun bilişsel gelişimini önemli ölçüde etkiler. Masal sonrasında çocuk farklı insan tiplerinin varlığını kabul eder, merak güdüleri şekillenir. Gönen ve ekibinin hazırlamış olduğu bu eserde aynı zamanda masal türlerine, masalın kökenlerine ve anlatım şekillerine özellikle dikkat edilmiş olması bu açıdan da önemlidir.

 

Fabllarsa çocuk edebiyatı alanında bir diğer alt türdür. Fablların tarihi M.Ö. yaşamış olan Asur-Babil zamanlarına dayanır. Batıdaki ilk fabl yazarı Ezop’tur. Ezop baskıcı rejimden dolayı kendi görüşlerini ifade edebilmek adına kısa hayvan hikâyeleri anlatmaya başlamıştır. Bu bağlamda kitaptaki derin araştırılmış bilgiler dünya edebiyatındaki bütün fabl türleri hakkında bilgi vermesiyle hem eserlerin zenginliğine dikkat çekmekte, hem de tarihi bilgi vermektedir. Çocuk edebiyatında hayvanların kişileştirilmesiyle anlatılan fabl türünün, çocuklar açısından hem hayvan sevgisi kazandırıcı hem de öğüt verici özellikleri vardır. Çocukların özveri, yardımseverlik, iyi insan olma, alçak gönüllülük, adalet, güleryüz gibi kazanımlarının edinilmesine katkı sağlar. Fablların sonunda, ahlak dersi verilmesi ve eğlendirici olması da ilgi çekici özelliklerindendir. Bu bağlamda çocukların kendilerine öğüt verilmesinden hoşlanmamalarına karşılık fabllar bunu kurmaca üzerinden sağlarlar. Çocuğun gelişim süreci dikkate alınarak özellikle 10 ve 12 yaş grubuna uygun olduğunun vurgusu yapılmıştır. Ancak  metnin bu noktasında hayvanların her yaş için kendi içinde anlatılabilir olduğunun altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

 

Çocuk edebiyatı ürünlerinde diğer önemli eserlerse efsaneler ve destanlardır. Bu türlerin milletlerin kültürünü ve değerlerini yansıtan, kahramanlıklarını konu alan tarafları bulunur. Aynı zamanda kahramanlar halkın dilinden anlatılarak günümüze taşınır. Çocuklara anlatılan efsane ve destanların aidiyet kazandırıcı özellikleri bulunur. Mental anlamda kendilerini ait hissettikleri toprakları ve vatanlarını tanırlar. Bu noktada destanların toplum bilincini öğretmesinin yanında geçmiş ve gelecekle bağ kurucu özelliğinin yansıtılması ayrıca önemlidir. Efsaneler, soyut kavramın gelişiminde, hayal gücünün oluşumunda oldukça etkilidir. Çocukların dünyasına yansıtıldığında onların düşünce yapılarına uygun olarak hayal edilebilir özellikler gösterirler. Aynı zamanda önemli milli değerler destanlar ve efsanelerle yaşatılabilir. Gezip görülen yerlere dair anlatılan efsanelerse kalıcı öğrenme sağlar.

 

Bir diğer öğreticilik özelliği önemli türse fıkralardır. Fıkralar çocuklara ve dahi yetişkinlere gülerken öğrenme fırsatı sunar, mizahı anlama ve tepki verebilme yetisi kazandırırlar. Fıkralar sayesinde somut ve soyut kavramların zıtlığının nüktedan şekillerde anlatımıyla önemli dersler çıkarılabilir. Özellikle 14.yüzyılda yaşamış ve dünyaya mal olmuş Nasrettin Hoca’nın fıkraları bu nitelikleri taşır. Fıkranın çocuk edebiyatındaki yerine değinen Gönen ve diğerleri, fıkralarda örtük anlamların çıkarılması, öfke yerine neşenin, olumlu düşüncenin varlığını destekler.

 

Somut ve soyut kavramların varlığının bir diğer örneği ise bilmecelerdir. Bilmeceler, kognitif yetilerin çalıştırılmasında önemlidirler; ezberi kolaylaştırır ve böylelikle hafızayı geliştirirler. Çocuklar öğrendikleri şeyleri yakın çevreleriyle paylaşmayı, bir fıkrayı toplumda anlatmayı veya bilmece sormayı severler. Bu şekilde fıkraları ve bilmeceleri zihinlerine aldıklarında olay, olgu ve kavramlar arasında bağ kurmayı sağlamış olurlar. Aynı şekilde tekerlemeler de dil kullanımında etkilidirler ve çocuğa. söyleyiş güzelliği (aliterasyon) ile ritim bilgisi öğretir, estetik değer kazandırırlar.

 

Çocuğun belli bir yaşa gelmesi itibariyle gelişim evrelerinde edebi ürünlerin değişmesi önemlidir. Çocukların ilkokul döneminde biyografi / otobiyografi okumalarının etkileri kitapta oldukça uzun bir şekilde ele alınmıştır. Buradaki en önemli ve belki bu türü diğer edebi türlerden ayıran özellik, büyük ölçüde gerçek hayat hikâyelerine dayanıyor olmasıdır. Biyografiler kişilerin hayatlarını çocuğa aktarırken, çocuğun zihin dünyasında biyografisini veya otobiyografisini okuduğu kişinin başarı ve başarısızlıkları tecrübe olarak kalır.. Bir başkasının kazanmış olduğu başarılar veya kahramanlıklar, çocuğun gözünde benzer şeyleri kendisi için de mümkün kılar, örneklik teşkil eder.

 

Son olarak çocuğun dünyasına ilkokul çağlarıyla giren şiir bilgisi, bilişsel yetilere olduğu kadar sosyal gelişime de katkı sağlayan çok önemli bir türdür. Şiirin duygu ve sesi satırlarda birleştirdiğini söyleyen Gönen, şiirlerin insan hayatında duygu aktarımının sağlanmasında çok önemli bir yeri olduğuna inanır. Baudelaire şiirin ilkesinin, “insanın üstün bir güzelliği özlemesinin etkisidir,” demiştir (Alıntılayan, Gönen, 131). Şiir okumak, çocuğun duygu dünyasını tarif edebilme yetisini geliştirir. Kendi duygularını tanımlamayı öğrenir. Çocukların şiirde hoşlandıkları özelliklere dikkat çeken Gönen, şiirde ahenk ve kafiyenin göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bununla beraber tasvirlerin yeterliliği, açıklık, hayal dünyasının varlığı, olumlu duyguların anlatımı, kısalık, imla ve noktalamanın yerli yerinde kullanımı şiire olan etkiyi arttırmaktadır. Şiir ezberlemek çocuğun hafızasının gelişiminde, çocuğun ezberlediği şiiri okumasıysa sosyal gelişiminde ve özgüveninde  önemli rol oynar.

 

Sonuç

Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı’nın dikkat çektiği üzere resimli kitapların, özellikle kitabın çocuk okuyucu kitlesine ve yaş ortalamasına uygun olması önemlidir. Resimlerin yanında kullanılan dil ve kelime sayısı bir diğer önemli ayrıntıdır. Edebiyatın varlığıyla çocukların dil gelişimi, hayal gücü, bilişsel ve psikolojik gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiğini söylemek mümkündür. Bununla beraber sosyal ilişkilerin kuvvetlenmesi, özgüven kazanma ve hayal gücü gelişiminde de önemli bir yer tutar. Kurmaca ürünlerin sebep sonuç ilişkisinin günlük hayatta problem çözme yetilerinde de geliştirici olduğu ve anlamanın kolaylığıyla akademik başarıda da artışa sebep olduğu kitapta kanıtlayıcı çalışmalarla ortaya koyulmuş ve okuyucunun bu bağlamda neler yapması gerektiği tartışılmıştır. Sonuç olarak kitaplara olan sevginin raflarla sınırlı kalmaması, uzakların yakın olması ve kitapları okurken anlam yetisinin kazanılması küçük yaşlardan başlar. Okumanınsa tek yolu ne okuyacağını ve nasıl okuyacağını bilmektir. Gönen ve ekibinin ortaya koymak istediği başka bir dünyanın edebiyatla mümkünlüğüyse on dört ana bölümden oluşan bu kitapta işlenmiş ve literatürdeki yerini almıştır.

 

Kaynakça

Gönen, M. ve diğer. Erken Çocukluk Döneminde Çocuk Edebiyatı. Ankara: Eğiten Kitap Yayınları, 2019.

Öner, U. “Bibliyoterapi”.  Çankaya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Journal of Art and Sciences, 7, 2007.

 


İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Çocuk Yazını'na aittir.