Röportaj

Tarih Penceresinden Çocuk Yazını: Metin Özdamarlar ile Röportaj

Metin Özdamarlar, baki kubbede hoş bir seda bırakmaya çalışan bir öğretmen, bir yazar, bir insan. Önünde sıfatlar, rütbeler, makamlar, payeler, unvanlar taşımayı sevmeyen bir kul.

 

Edebiyatın birçok bilim dalıyla etkileşim içinde olduğu su götürmez bir gerçek. Tarih de edebiyatın muhteva arterlerini besleyen en önemli kaynak niteliğinde. Son günlerde Çocuk Edebiyatı kurgularının merkezinde toplum için önemli atfedilen kişiler ya da toplumun kolektif hafızasında hâlâ güncelliğini koruyan olaylar yer almakta. Sözü bu noktada edebiyatın tarihle olan ilişkisini çocukların anlayacağı bir dille kaleme alan eğitimci yazar Metin Özdamarlar’a bırakmak istiyorum.

Metin Özdamarlar kimdir? Tarihi olayların ve kişilerin merkezde olduğu çocuk kitapları yazma fikri nasıl gelişti?

Metin Özdamarlar, baki kubbede hoş bir seda bırakmaya çalışan bir öğretmen, bir yazar, bir insan. Önünde sıfatlar, rütbeler, makamlar, payeler, unvanlar taşımayı sevmeyen bir kul.

Eğlenceli Tarih, 2000’lerin başında İngiltere’de yayımlanan Horrible History’nin [Korkunç Tarih] yerli versiyonu. İlk kitapların telifi alındı, Türkçeye çevrildi, yayınevim tarafından yayınlandı. Bu eser daha çok İngiliz çocukları için yazılan kültürel, millî ve manevi değerler açısından yabancı bir formatta olduğundan yayınevimdeki yetkililer “Biz neden bunu kendi tarihimize uyarlamıyoruz, neden kendi tarihimizi yazmıyoruz?” diye düşündü ve ortaya seri çıktı. Yayımlanan ilk birkaç kitaptan sonra yazar kadrosuna ben de katıldım. İlk olarak Barbaros Denizler Fatihi eserimi yazdım, sonrasında seri büyüdü. Seriye başlarken amacımız tarihi sevdirmekti. Çocukların sanal kahramanları değil gerçek kahramanları örnek almalarını sağlamaktı. Tarihi değerlerden ilham almalarını temin etmekti. Bu nedenle serimizin alt sınırına +9 yaş diyoruz ama üst sınırını koymuyoruz. Çocuklar için ama aslında tarihe ilgi duyan herkes için.

Ben bu seride anlattığım tarihi kişiliklerin sadece at sırtında, ellerinde kılıçla, okla toprakları fethetmediğini, savaşmadığını aksine onların da bir insan olduğunu, insani değerleri yaşattıklarını anlatıyorum. Bu nedenle kitaplarımda siyasi, askeri olayları arka plana çekip kültürel ve insani değerlere daha çok yer veriyorum. Bu nedenle klasik bir ders kitabı formatının dışına çıktığım için öğrencilerin çok hoşuna gidiyor. O kişilikle kendilerini özdeşleştirip onları örnek alıyorlar. Seriyi yazarken esnek bir dil kullanıyor, metnin akışını ve anlaşılmayı kolaylaştırmak için eğlenceli kelime kutucukları ve günümüz dünyasına atıfta bulunduğum çok sayıda karikatür kullanıyorum. Haliyle çocukların frekansını yakalayan, kalplerine dokunan ve zevkle okunan bir seri ortaya çıkıyor.

Kitaplarınızda Türk İslam Tarihi’nden Millî Mücadele Dönemi’ne kadar birçok tarihi kişiliği ele aldığınızı görüyorum. Bu kahramanların anlatımını çocukların diline indirgediğinizde   tarihi kimliklerine zarar vermekten korktuğunuz oluyor mu?

Yaptığım iş “kurgu”nun çok dışında olduğu, yazdığım kişinin hayatını akademik kaynaklara dayalı anlattığım, her cümlemi kaynakça ile desteklediğim için böyle bir korkum yok. Ben eserlerimde o kişinin “kişiliğine” değil “insanlığına” yoğunlaşıyorum. Bunu yaparken de kırmızı çizgim kaynakça. Bu iş öznellik ve kurgunun dışında olduğu için bilimsel bir yaklaşımın da kapısını aralıyor.

Çocuk edebiyatının Tanzimat Dönemi’nden çok önce var olduğu konusunda birçok edebiyat araştırmacısı hemfikir. Harnâme’den tutun da Hz. Ali Cenknâmeleri’ne kadar birçok eseri saymak mümkün. Bu minvalde en eski kaynakları düşündüğümüzde sizin gözünüzden çocuk edebiyatının kök metinleri nelerdir?

Soru eğer Doğu dünyası perspektifinde düşünülürse bence Ezop Masalları çocuk edebiyatının çıkış noktasıdır.

Çocuk kitaplarına baktığımızda bir evde babaanne, dede gibi yaşlı insanlarla birlikte yaşanıyor olması aynı zamanda sözlü kültür argümanlarının da bir alt nesle aktarıldığını gösteriyor. Dedenin anlattığı masal ya da ninenin söylediği türkü önemli bir kültürel miras olarak karşımıza çıkıyor. Çocuğa kültürel kodların aktarımı aşamasında tarihin misyonu nedir sizce?

Kültürel kodların aktarımında tarihsel süreç belirleyicidir. Ritüeller, gelenek-görenekler, yaşanmışlıklar, nesilden nesle aktarılanlar belirleyicidir. En güzel örneği Nevruz’dur mesela. Binlerce yıldır aynı alışkanlıklarla kutlanır. Tarihi bildikçe, öğrendikçe aynı zamanda kültürü de öğrenirsiniz. 500 yıl önce de kuru kahve ikram ediliyordu mesela. Örnekler çoğaltılabilir.

Kitaplarınızda başkahramanların yanı sıra adı çok duyulmayan ancak şahsına münhasır tavırlarıyla tarihe yön veren kişilere de odaklanıyorsunuz. Tayyar Rahime Hanım, Yörük Ali Efe ve Şerife Bacı bu isimlerden bazıları. Okullarda sıklıkla duyduğumuz “değerler eğitimi” bağlamında bu isimler öğrencilere rol model olabilir mi sizce?

Olur, fazlasıyla olur. Vatanseverlik, bağımsızlık, özgürlük gibi kök değerleri yaşatmaları açısından harika örnekler, yeter ki onlara anlatalım, izletelim, okutalım, yaşatalım ve hissettirelim. Örnek olalım. Onlara ayna tutalım.

Değer dediğimiz şey aslında bir kavramın önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü. Durum böyleyken bazı kavramları ekliptik düzleme sıkıştırmak onları çocuklar için bir vazifeye dönüştürmek ne kadar anlamlı tartışılır. Bu noktada hem öğretmen hem de bir yazar olarak cevap vermenizi isteyeceğim. Değerler eğitimini çocukların içselleştireceği formlara nasıl dönüştürebiliriz sizce?

Değerlerin “soyut” bir düzlemden “somut” düzleme çekilmesi, yaparak yaşayarak öğretilmesi, rol model olunması gerekiyor. Bir şehitlik ziyareti, bir film izleme, bir kitap okumak bunu yapabilir. Aslında bu kadar basit. Bundan sonra bu değerlere sahip çıktığını, İstiklal Marşı’nı daha gür söylediklerini, vefa ve minnet duygularının arttığını görürüz. Vatanseverlik herkesi birleştiren ortak bir değer ve çocuklar da bundan nasibini alacaktır.

Son olarak edebiyat ve tarihi iç içe geçmiş iki halka olarak düşünürsek ortak kümenin içinde yer alan unsurlar sizce nedir?

Tarih her zaman edebiyat için büyük bir esin kaynağı olmuştur ve oradan beslenmiştir. Tarihi olayları konu alan çok sayıda roman vardır. Zaman, mekân ve insan bu sürecin unsurlarıdır. Bu üçünün olduğu yerde tarih, tarihin olduğunu yerde insan ve insanın olduğu yerde ise edebiyat vardır.

Tarihin penceresinden bakıp çocuk yazınında gördüklerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkürler.

Ben teşekkür ederim.