İlkbahar Prensi’nin Nostalji Dünyasına Yolculuğu

 İlkbahar Prensi’nin Nostalji Dünyasına Yolculuğu

Merve Uzun | 17.02.2021


Koku içinde birçok duyguyu, karmaşayı ve çelişkiyi barındırır. Sokakta yürürken bizi karşılayan tanıdık bir koku çok uzak diyarlara götürebilir. Koku aslında zamanlar arası özelliğe sahip gerçeküstü bir duyumdur, çocukluk anılarımız gibidir de diyebiliriz. Unutulmuş olanı bir köşe başında hatırlatan ve tebessüme sebep olan duyguların bütününü içinde barındırır, hatta ev sahipliği yapar. Kokular üstü tozlanmış bir ahşap kutunun tozlarını temizleyip, parlatıp içini açan duygu bulutudur; anılarımızı yenileyip parlatır. Hayalinde bir prens olmak isteyen Küçük Tüy’ün maceralarında da okuyucu, Melike Günyüz’ün kaleminden hikâyeye dâhil edilmektedir. Anlatı bir gün Kargalar Diyarını ziyaret eden Hayal Satıcılarıyla başlar. “Hayal Satıcıları gittikleri yerlere renkli eşyalar getiren renkli kuşlardır.” (10). Küçük Tüy’e sattıkları parfüm şişesiyle hayaline kavuşmasına yardımcı olurlar. Her ne kadar ilk başta boş bir parfüm şişesini aldığını gören Küçük Tüy üzülse de Baykuş amcadan aldığı cevapla bu sayede gerçekten prens olduğunu anlar (25). Artık o bir ilkbahar prensidir ve ilkbaharı getirmektedir.

Kokular iyi ve kötü kokular olarak ikiye ayrılır. Bu yazıdaysa tıpkı Hayal Satıcılarının sattığı renkli eşyalar gibi iyi ve güzel kokulardan yani çocukluğumuzdaki hasretlere kavuşturan kokulardan bahsedip, Melike Günyüz’ün İlkbahar Prensi kitabı değerlendirilecektir. 

Koku hafızasının oluşumu deneyimlerle sağlanmaktadır. Bundan dolayı öğrenilen bir durum olduğu farz edilerek pek çok kokunun çocukken öğrenildiği düşünülmektedir. Bu sebeple duyumsadığımız kokular bizi çocukluk anılarımıza götürmektedir (Yöney 92). Günümüzde her ne kadar görsellik özellikle sosyal medya mecralarıyla ön plana çıkarılıp koku ve tat gibi diğer duyularımızı kullanmamızı geri plana iterek unuttursa da çocukken kodladığımız kokular her zaman uyarıcı olup bizi nostalji dünyasına davet etmektedir. Koku tabiri caizse bir fotoğraf gibi zihne kazınır daha sonra zihne kazınan bu fotoğraf kaydedilmiş koku ile tekrar uyanır ve canlanır. Kargalar Diyarı’nda da Hayal Satıcıları tıpkı kokular gibi birden gelir kendini hatırlatır ve gider. Baykuş amca dâhil olmak üzere Hayal Satıcılarını ne duyan vardır ne de sattıkları hakkında fikri olan (8). Hayal Satıcıları aslında çocuklukta kokularla kurulan, temeli atılan zihinsel bağın oluşumunu sağlar; bir çocuğun kokuyla tanışmasını ve zihne kazınma sürecini temsil eder. Getirdiği eşyalarsa kurulan zihinsel bağın sembolleşmiş hâlidir.

Anthony Synnott kokuları üç başlık altında toplar: “doğal kokular, üretilmiş kokular (parfüm), ve sembolik kokular (koku metaforları)” (Aktaran Yücel 98). Günyüz’ün, İlkbahar Prensi kitabında da parfüm şişesi gibi yapay bir olgunun, doğal kokularla özdeşleştirildiği görülür. Parfüm kullanımı modern dünyaya geçiş sürecinde ortaya çıkar (Yöney 98). Böylece moderniteyle birlikte doğallığın yerini yapaylık alır ve doğa kokusu yerini üretilmiş kokulara bırakır. İlkbahar Prensi kitabında ise tersi bir durum söz konusudur. Modern dünyanın getirdiği yapaylıktan doğallığa dönüşüne, insana özgü olana ve doğallığın güzelliğine vurgu yapılarak temsil edilir. Böylelikle aslında okuyucuya, özlenilen duyguya kavuşma ihtimalinin var olduğuna dair umut olduğunu ve bir ihtimal olduğu gösterilir. Kokunun hafızası kişiseldir yani kişiye özgüdür, anahtarının sadece kendisinde bulunduğu bir dünyaya giriş kapısı niteliğindedir. Nitekim Hayal Satıcılarından parfüm şişesini alan Küçük Tüy şişenin boş olduğunu görür ve Baykuş amcadan aldığı yanıtla şişenin sadece kendisine özgü olduğunu ve neyi hayal ederse şişenin öyle kokacağını anlar “… Senin hayallerin o şişeyi dolduracak tıpkı okuduğun masallardaki gibi. Çocuklar yazar dostları sayesinde hayal yolculuğuna çıkarlar. Birçok macera yaşarlar. Şimdi sen de hangi güzel kokuyu hayal edersen şişen öyle kokacak.” (25).

Gabriel García Márquez koku ile duygular arası bağın oluşumunun çocuklukta oluştuğunu ifade ederek şu ifadeleri kullanmıştır: “Koku alma duygumun hakkını vermeyi öğrendim ki, yarattığı nostaljik çağrışımlar olağanüstüdür. Damak zevkim öylesine inceldi ki, pencere tadında içecekler, ağaç kütüğü tadında ekmekler, ayin tadında çay tattım.” (113). Küçük Tüy’ün Hayal Satıcılarından İran Şahı’nın parfüm şişesini alması ve ilkbahar kokusunu getirmek için ırmağa daldırdığı şişeyi çamlara, çimenlere ve çiçeklere serpmeye başlaması Márquez’in pencere tadında içecekler terimini çağrıştırmaktadır (28). Aslında hepimizin zihninde bir ilkbahar prensinin parfüm şişesi gibi bir koku şişesi vardır. Çocukluğumuzdan itibaren aslında kendi şişemizin içini kokularımızla doldurarak kendi nostaljimizi oluştururuz ancak elbette nostalji kültür ve tarihten ayrı düşünülemez. Nostalji tarihe şekil verir ve kültürle yaşar. Nostaljiden arınmış bir hayat insanlık dışı olarak görülür (Atia ve Davies 181). Geçmiş ve geleceği birbirine bağlayan köprü işlevi görmektedir nostalji. Kaybettiğimiz geçmişi hayalimize ulaştırmaya çalışır. Hayal Satıcıları da nostaljinin kültürler arası tarihsel bir önem taşıdığına işaret eder. Nitekim sattıkları eşyalar; Çin imparatorluğunun inci kolyesinden Hint Mihracesi’nin yakut yüzüğüne, Rus prenseslerin oynadıkları kristal toplara kadar uzanır (12-14). Nostaljinin aslında bütün kültürleri kapsayan kuşatıcı bir özelliği olduğunu gösterir. Nostalji amacı ne olursa olsun, şimdiki benliklerimiz ile geçmişin belirli bir parçası arasındaki bağda kaybettiklerimizden ayrılmamızın gücünün bilincini sağlar (Atia ve Davies 184).

Küçük Tüy, Hayal satıcılarından aldığı parfüm şişesiyle ilkbahar prensine dönüşür (28). İlkbahar prensi İran Şah’ının parfüm şişesiyle hayalindeki kokuyu seçebilme hakkına böylelikle sahip olur ve kendi nostaljisini oluşturabilme gücünü elde eder. Bizler kokuyu tecrübelerimizle oluştururken, Küçük Tüy parfüm şişesini almasıyla hem hayaline kavuşur hem de kendi kokusunu oluşturabilme yetisini elde eder. Bizler çocukluğumuzda zihnimize kazınan kokularla karşılaşınca hayalimiz canlanıp uyanırken, ilkbahar prensi hayalini kokulaştırabilmektedir.

Kendi hayalimizdeki kokuları seçemiyoruz ancak eğer seçebilseydik ve ilkbahar prensi gibi elimizde hayalimizin şişesi olsaydı siz hangi kokuyu seçerdiniz?  

 

 

 

Kaynakça

Atia, Nadia ve Jeremy Davies. “Nostalgia and The Shapes of History”. https://journals.sagepub.com/.       2010.

Günyüz Melike. İlkbahar Prensi. İstanbul: Erdem Yayınları. 2017.

Márquez, Gabriel García. Anlatmak İçin Yaşamak. Çev. Pınar Taş. İstanbul: Can Yayınları. 2005.

Pilpil Yöney, Gülşah. “Gabriel García Márquez ve Kokuların İmgelemi”. https://dergipark.org.tr/tr/.          01 Ocak 2012.

 

 


İşbu Web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na tabidir ve içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Çocuk Yazını'na aittir.