Soruşturma

Nurten Ceceli Alkan: "Masalların izlenmesi değil dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum"

Yarım yüzyıldan uzun bir süredir  insanlık birbirinin anlattığını dinlemek yerine  ekran başında başkalarının hayatını izlemeyi tercih ediyor.

Yarım yüzyıldan uzun bir süredir  insanlık birbirinin anlattığını dinlemek yerine  ekran başında başkalarının hayatını izlemeyi tercih ediyor. Bu ise her gün birbirimizden biraz daha uzaklaşmamıza , farklı sosyal ve duygusal problemlerin ortaya çıkmasına  neden oluyor. Ben uzun yıllardır ekranların çocukların sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimlerindeki olumsuz etkileriyle ilgileniyorum. Bugünün dinleyemeyen, sabredemeyen, empati yapamayan , çok az kelime kullanarak anlaşmaya çalışan çocuklarını gördükçe derin üzüntü yaşıyor ancak çözüm bulmak noktasında zorlanıyordum.

 

Masal Kimin için yazılır ?  Okunur mu anlatılır mı ?

Yazılan bir masal hem yetişkinlerin  hem de büyüklerin ilgisini çekebilir. Ben masallar çocuklar için yazılır diye bir sınırlama yapmanın tarih içindeki “masal” olgusu ile örtüşmediğini düşünüyorum. Ancak okumak mı anlatmak mı? Diye sorduğunuzda cevabım çok net “anlatmak” olur. Bence yetişkinler masal hazinelerini geliştirmek için bol bol okumalı ancak çocuklara anlatmalı. Yetişkin masalı anlatırken o masalı yeniden dokur ve kendi masalı yapar. Anlattığı çocuk grubunun yaş özelliklerine göre  uzatır, kısaltır, kelimeleri değiştirir ve masal o yetişkin ve çocuğu birbirine bağlayan görülmez bir köprü kurar.

 

Sizce bir masalın olmazsa olmazı nedir ?

Masalın  sonunda masalın içindeki kötülerin ki bu kötüler ne kadar güçlü, ne kadar güzel, ne kadar zengin olursa olsun sonunda cezalarını bulmalı, iyilerin (ne kadar küçük, zayıf, güçsüz olurlarsa olsunlar) kazanması bence masalların olmazsa olmazıdır. Masal çocuklara iyilerin kazandığını, kötülerin kaybettiğini öğrettiği  için çok önemli eğitim araçlarıdır.

 

İdeolijisiz masal  mümkün mü?

Bu sorunun cevabı “ideoloji” kelimesine verdiğimiz anlamda saklı. İdeolojiyi evrensel değerlerin birini yada bir kaçını pekiştirmek diye tanımlarsak masallar ideolojisiz olamaz.

 

Masal anlatıcılığının popülerleşmesi ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Yarım yüzyıldan uzun bir süredir insanlık birbirinin anlattığını dinlemek yerine ekran başında başkalarının hayatını izlemeyi tercih ediyor. Bu ise her gün birbirimizden biraz daha uzaklaşmamıza, farklı sosyal ve duygusal problemlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Ben uzun yıllardır ekranların çocukların sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimlerindeki olumsuz etkileriyle ilgileniyorum. Bugünün dinleyemeyen, sabredemeyen, empati yapamayan , çok az kelime kullanarak anlaşmaya çalışan çocuklarını gördükçe derin üzüntü yaşıyor ancak çözüm bulmak noktasında zorlanıyordum. Ne zaman ki masal ve anlatıcılık dünyası ile tanıştım gözlemlediğim bir çok problemin çözümünün masallarda saklı olduğunu gördüm. Sanıyorum benim gibi bir çok yetişkin aynı duyguları yaşayarak kaybettiğimiz çok kıymetli bir değer olan anlatıcılığa yöneliyor.

 

Klasik masalların yeniden yazılmasını ve art arda beyaz perdeye taşınmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Ben masalların izlenmesi değil dinlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim için masallar çocukları ekranlardan uzaklaştırmak için kullanılan sihirli bir değnek.